Şifa ne peki ?

The Listener – Yazi 1


Yazan Berna Poljak içinde . Yorum bırak

Bu yazı biraz kendi kişisel yaşanmışlıklarım, biraz yanlarında olmama izin veren ( ve bundan dolayı hep şükran duyacağım) hastalarla tecrübem, biraz da kalbime fısıldananlar…

Oğlum çok hastalanmıştı yıllar önce, hala da o dönemin getirdikleriyle yaşıyor(uz).
Ailemle, arkadaşlarımla veya durumunu soran insanlarla konuştuğumda herkes en iyi niyetiyle şifa diler hep.
İnsanın kalbi çocuğuyla sınanınca, kolay olmuyor elbet. Ben de şifa dilerim oğluma tabii.

Şifa nedir ki peki?

İlk senelerde fiziksel şifa dilerdim sıklıkla. Elimde değildi ki, ölmesin, hayatta kalsındı dileğim. Sonra hayati tehlikesini atlattı ama benim şifa dileyen dualarım aynı düzlemde kaldı; geçirdiği hastalığın fiziksel olarak ona yaşattığı hasarlar iyileşsin diye. Sonra azıcık katmanlandı, yaşadıklarının ruhunda açtığı yaralar da iyileşsin diye başladım dualarıma. Epey de öyle devam etti.

Yanlış değil tabii. Fiziksel şifa, ruhsal şifa istemek. Elbet en samimi duygularla, elbet en temiz halimizle istiyoruz bunları.

Bir kez bir masal dinlemiştim. Bir şamanın yönlendirmesiyle ormanda yedi sene boyunca derin dinleme yapan bir erkek çocuk, yedi sene sonra bir ses duymaya başlar, kadın sesi. Kadın der ki
“Ben senin karınım, geliyorum” . Bu sesi duyar öyle bir kaç gün . Sonra nehirde bir kano görür, içinde o kadın ve altı kız kardeşi daha, hepsi birbirinden güzel. Ama bir de bakar ki kanonun arkasında kanoyu süren çirkin, şirret bir kayınvalide ( kızların annesi) var.
Neyse, masal uzun ve çok mesajlı ama kıssadan hisselerden biri, sizin kanonuzun arkasında kim var idi.

Kanonuz nedir bilmem, ama sizin kanonuzun arkasında kim vardır bakın derim?

Ben baktım. Baktım senelerce, dua ettim senelerce. Ama bakmakla birlikte bir de dinlemeyi ekleyince neler gördüm.

Tanrı, dinlemeden & duymadan, sadece bakmaktan korusun.

Şifa nedir dinleyelim. Sadece hastalığa bakmayalım. Hastalık bizden uzak dursun aman ha ne olur, hiç demeyelim.
O hastalık ne şifalar getirir. Şükür.

Bazen bir şeyin şifası, sadece onu yaşamaktan geçiyor , en zor en derin halleriyle. İyileşmekten değil. Bunu duyalım.

Bir kez kanser hastası olan bir tanıdığım, ilk teşhis konduğunda düşündüğü ilk şeyin “ ben öldükten sonra kızıma kim masal okuyacak” olduğunu söylemişti .
Ben hayatımda daha zarif bir “acı-yas” duymadım. Şimdi kim istemez ki bu kadının fiziksel şifa bulmasını? Ama o bunu yaşamakla nelere nelereeeee şifa buldu kimbilir. Kanosunun arkasında kimler vardı. Baktı ara ara.

Kanoların arkasına da bakalım. Ama önce dinleyelim.

Bu kadın fısıldıyor bunları kulağıma. Çünkü o masalları seviyor.

Kalbimizi en temiz halimizle tutup şifa isteyelim, ama her katmanda.

Fiziksel şifa istemek, o hastayı da baskı altında tutabiliyor , iyileşmek zorundayım! Yok, değilsin. Gider ayak , acısını yasını tutmak isteyeceği yer bulamıyor, bağıra çağıra ortada ağlayamıyor, ölüyorum ben yahu, çok üzgünüm diyemiyor . Çünkü , ondan iyileşmesi bekleniyor.

Kadın bunları fısıldıyor. Dinleyelim nolur🙏

 

Masal: The Listener Story / Martin Shaw


Yazan: Berna Poljak

Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur . Uzun yıllar finans alanında çalıştıktan sonra 2014 yılında kurumsal hayattan ayrılarak ilgi duyduğu konuların rehberliğinde  farklı alanları deneyimlemeye başlamıştır. Kendini hatırladığı andan itibaren Doğum – Ölüm döngüsü üzerinde tefekkür eden bir insan olarak, 2018 yılında aldığı ilk Ölüm Doula’sı eğitiminden itibaren bu alanda çalışmaktadır. Özellikle yaşlılık ve ölüm konusunun her açıdan yaşadığımız topluluk tarafından desteklenmesine ve sadece medikal bir süreç olarak ele alınmam…
Berna Poljak

abone ol
 

Paylaş